30 Ekim 2011 Pazar

Snickers Reklamı & Yurtdışı Versiyonları

Snickers'ın harika reklamını muhakkak bir çoğunuz izlemiştir, izlemeyenler hemmen buyursun izlesin=)



Reklam ilk çıktığında dikkatimi çekiyordu ama ne oluyor, ne konuşuluyor hiç dinlememiştim. Muazzez Abacı ve Gönül Yazar'ı oynattıkları aptal bir reklam diye düşünüyordum.. Bi gün bi arkadaşım çok gülüyorum bu reklama dediğinde tekrar seyrettim ve gerçekten çok sevdim, çok başarılı bir reklam! Slogan süper, kurgu çok iyi..

Sonraa bugün biricik sevgilimle televizyon izlerken reklamın kısa versiyonu çıktı ve onun daha önce reklamı izlemediğini öğrenince hemmen youtube... O da tabii ki çok beğendi reklamı ama "kesin bunun yurtdışı versiyonu vardır bizim reklamcılar bu kurguyu beceremez" dedi ve haklı çıktı..


(yanlış anlaşılmasın, reklamcılarımızı yermek değil amacım bence gayet başarılı yerel reklamlar da var ama maalesef bu kurgu & slogan bize ait değilmiş..)

ve işte benzer kurgulu snickers reklamlarından bir kaçı..









29 Ekim 2011 Cumartesi

biraz tebessüm iyi gelir


tamı tamına 2 aylık bir aradan sonra tekrar buralardayım :)
bu üzücü günlerde (her ne kadar "üzücü" kelimesi çok küçük ve yetersiz gelse de..) biraz tebessüm iyi gelir diye düşündüm..

belki bir çok kişi daha önce de izlemiştir bu videoyu, ben dün izledim.. videoyu çeken arkadaşlar iyi gözlemciymiş bence, tiplemelerle konuşmaları nasıl da güzel yakıştırmışlar.. ben çok başarılı buldum, tebessümden öteye geçtim :)




Favorilerim;
1. etiket ile dergi fiyatını karşılaştıran tip
2. iphone 4 soran tip
3. 15tllik usb soran tip



26 Ağustos 2011 Cuma

uyuyamıyorum, kuzucuğa kavuşuyorum:)

eskiden okulun ilk günü öncesinde gece hiç uyuyamazdım, çok heycanlanırdım.. sabaha kadar kim ne yaptı, nasıl değişti, neler olacak, neler bitecek, vs, vs diye düşünürdüm dururdum..

şimdilerde yine geceleri uyuyamıyorum..

pazar geceleri pazartesi sendromu..
haftaiçi iş güç düşünmekten
bazen huzursuz bacak sendromundan (bilmeyenler buraya bakınız..)

amaaa bu gece hala zerre uykumun olmamasının nedeni; yarın akşam ingiltereye minicik yeğenimin yanına uçacak olmam:)

daha önce "bir minik melek" isimli postumda anlattığım kuzucuk =) şimdi 2,5 aylık oldu ve haaala göremedim:(

sürekli onu öptüğümü, mıncıkladığımı, doyasıya kokladığımı hayal ediyorum:)

yarın gece orada olacağım için miniğimi sadece görmekle yetinmek zorunda kalcam ama ertesi gün elimden kurtulamaz, onun canına okucaammm:))

İyi geceler,
sevgiler..

23 Ağustos 2011 Salı

deli miyiz biz?

bazen duruyorum bakıyorum hayatıma diyorum ki; deli miyiz biz bu ne koşturmaca?

önce kendimle başlıyorum; işten eve, evden işe.. bazı günler cozutup, evde de çalışmaca.. bazı günler bir vurdumduymazlık ile gezmece.. ama hep bi acele! ne için belli değil.. hep bi hedef koyma; aman şu gün bitsin, aman şu hafta geçsin, amanın şu ayı da bi atlatsak.. özellikle son bir yılımın nasıl geçtiğine akıl sır erdiremedim.. günleri kovalıyorum ama aylar geçip gidiyor bir anda..

sonra çevreme bakıyorum; çocuğu, genci, yaşlısı hep bi hayat gailesi içinde..

ben küçükken biz çocuktuk.. şimdiki çocuklar varamıyor günlerinin tadına sanki? ben okuldan çıkar, anneanneme gider, tvde şirinler, jetgiller, küçük golcü, şeker kız candy ve dahasını izlerdim.. şimdikilerin ömrü dershanelerde geçiyor malesef.. yaz tatili de bilgisayar başında.. sokakta oynamak mı? aman aman başına bişe gelir falan mazallah...

buarada minicik ufacık bir yeğenim var 2 aylık, onun böyle olmaması için elimden geleni yapcam!

çocuklar bile küçük yaşta strese maruz kalmışken, bizim iş, güç, sorumluluk, maddi ihtiyaçlar, vs derken koşturmacaya girmemiz daha normal sanırım? derken bu "normal" diye tasvir ettiğim hayatın büyük kısmının mutsuzluklarla dolup taştığının farkına varıyorum.. sonra kendi kendime, boş ver yaa su yolunu bulur, koşturup durma diyorum ama nafile.. buna inancım kısa sürede uçup gidiyor, farkına bile varmıyorum..

bir arkadaşım facebook statusüne; "İnsan birisiyle yaşlanmalı, birisi yüzünden değil..." yazmış, düşündüm de beni yaşlandıran sadece "birileri" değil.. bir sürü "şey". belki de çok düşünüp, kendi kendimi yaşlandırıyorum? ama bi yandan da diyorum ki; "hadi ordan kim yaşlıymış, 24lük çıtırım"=)

konuyu uzatmak, dallandırıp budaklandırmak çok mümkün ama malum sabah işe gidip, koşturmacamın kenarından yakalamalıyım yine..

25 Temmuz 2011 Pazartesi

Fırsatçılık :)

Şu aralar çoook ama gerçekten çoook fırsatçı oldum =)

Fırsat sitelerinin gün geçtikçe sayısı artarken, bak şu tesadüfe benim de harcadığım para artıyor=) ama pişman değilim!=) çünkü yeni yeni aktivitelere gitme imkanı oluyor.. (tabi her gün gittiğiniz cafeden yemek satın almadıysanız=))

Evet kabul ediyorum hepsi başarılı olmuyor, bazen ilgili müessese ne yazık ki normal yollarla gelen müşterilerden farklı muamele yapabiliyor size..
ama bazıları da özellikle fiyat-kalite karşılaştırması yapınca tadından yenmiyor.. özellikle şu aralar bütün konserler 2 gün öncesinde bir fırsat sitesinde yarı fiyatına çıkıyor, buna Elton John, Bon Jovi, gibi gibileri de dahil! Aldığım fırsatlardan iyisiyle kötüsüyle bir kaç tanesini paylaşayım istedim.

Son haftalarda yakaladığım en güzel fırsatlardan biri Chef İstanbul'daki Makaron kursu..
Gerçekten çok keyifli bir akşamdı, ve hiç de "fırsat yakaladınız geldiniz, yeterince ilgiyi hak etmiyorsunuz" gibi bir muamele görmedik.. hem de kolumuzda bir altın bilezik oldu=P makaronların tanesinin 3 TLye satıldığı şu memlekette bir akşamda (2 kişi) 30 makaron yaparak, kursun ücretini çıkardık zaten=)
Makaron yapma olayına gelirsek; gerçekten çok zor bir olay.. hakikaten püf noktaları olan ve tek kişi yapılamayacak kadar da meşakkatli bir olay..
isteyen olursa tarif verebilirim..



Vee bir diğer yakaladığım fırsat, MFÖ konseri..
cemil topuzluda yarı fiyatına, hafif yandan da olsa ön sıralardan konser izlemek son derece keyifliydi!
Zaten MFÖ performanslarına diyecek laf yok, her zaman muhteşem!
Kırmızı, yeşil, mavi pantalonlarıyla da ayrı bir tatlıydılar=)
telefonla çekince fotoğrafı, ancak bu kadar oluyor..

Vee bir diğeri bir öğle tatilimize tat katan 10TLlik dondurma 5TL kampanyasıyla Ben & Jerry's fırsatı!
dondurmaları normalde (bence) pahalı ama farklı çeşitleriyle cidden lezzetli! Normalde bir kap dondurmaya 10 TL vermek değmese de 5 TL verince tadından yenmedi=)

Ve sonuncusu yine yarı fiyatına Kilyos Solar Beachte güzel bir gün..
Bu yazın dayanılmaz sıcağında güzel bir alternatif oldu bizim için.. (bu sene yıllık iznimin de olmadığını düşünürsek fazlasıyla iyi bir alternatif=)) ama açık konuşmak gerekirse, normalde para verip de gideceğim bir yer pek değil.. hem kalabalık, hem de pek temiz olduğu söylenemez.. Bi de denizde ufak ufak ısıran siyah böcekler vardı.. ama yine de değişiklik için güzel bir gündü=)

Evime çok yakın olan sinemada tanesi 6TLden harcağım 8 sinema biletini de son olarak yazmadan edemedim=) ağustos ayı için de 4 biletim mevcut.. tabii ki tek başıma harcamadım, paylaşımcı bi insanım=)

Bi de buaralar çok dinlediğim, sevdiğim bir parçayı paylaşayım; Model'den "Değmesin Ellerimiz"
ve yazımı noktalarım..

5 Temmuz 2011 Salı

yazdıklarım, yazacaklarımın...

Tamı tamına 2 haftadır hiç bir şey yazamadım ve bu beni mutsuz etti!


İnsan paylaşmaya alışınca hep yazmak istiyo! evet biliyorum başladığımdan beri sık yazan biri olamadım ama yaşadığım, etkilendiğim, mutlu olduğum, üzüldüğüm şeyleri hep paylaşmak istiyorum, aklımda neler yazacağımı tasarlıyorum ve hatta bir kaç cümle bir yerlere not alıyorum ve yazamayınca mutsuz oluyorumm:(

Bu yazı bir başlangıç olsun, devamının geleceğinin sinyallerini versin:)
ama bu sefer de fazla yazamayacağım çünkü günlerin yorgunluğunu üzerimden atamadım, hala uykuya ihtiyacım var:( ve birazdan da yazımı noktalayıp yatmayı amaçlıyorum..

Gelelim geçtiğimiz hafta fark ettiğim benim için önemli bir detaya..
Yılın ilk yarısının bitimine gelmemiz suretiyle işler güçler de bir hayli yoğunlaştı, gerginleşti, stressle dolup taştı.. ve ben geçen hafta bu dönemi depresyonik takılarak geçirmek yerine, çok doğru bir karar verdim ve çoook sosyal bir hafta geçirmek için çaba gösterdim.. çünkü fark ettim ki kafamı dağıtmadığım sürece sürekli iş düşünmeye, durduğum yerde kendimi germeye, strese sokmaya hatta rüyalarımda bile iş görmeye başlıyorum.. İş yoğunluğunda bir çok zaman yaptığım gibi işten çıkıp, erken ya da geç, eve gelip, pineklemek pek de iyi bir fikir değilmiş, aksini tecrübe edince yararını gördüm.. ve evet depresyonik olmaktan kaçmanın yolu gerçekten sosyalleşmekmiş..

Ve başardım, geçen hafta her gün bir yerlerdeydim ki işin stresini ancak bu şekilde atabildiğimi fark ettim.. sonuç olarak anlatacak çoook şeyim var:)
yazdıklarım yazacaklarımın teminatıdır diyerek bu yazımı da noktalıyorum:)

Hemen noktalamayalım, bir de bu aralar çok sevdiğim şarkıyı paylaşayımm, gecemize renk gelsin;)


21 Haziran 2011 Salı

Pink Freud'dan alıntı "Christian Louboutin Fall 2011 Lookbook"

Moda ile fazla ilgilenen biri değilim ama Pink Freud'un yazdıklarını genelde keyifle okuyorum! İşte onlardan bir tanesi daha.. bu seferkinin ayrı bir özelliği de bir çok kişinin ilgisini çekebileceğini düşündüğüm resimler, bence harikalar..

Bi kot bi tişört: Christian Louboutin Fall 2011 Lookbook: "Christian Louboutin 'in 2011 Sonbahar koleksiyonu için hazırladığı mükemmel ötesi lookbook u eminim herkes görmüştür. Herkes yemeden içmed..."

16 Haziran 2011 Perşembe

nerde/neler yaşıyoruz biz?!?

bugün eve gelince açtım tvyi ve yarım saat kadar haberleri izleyince kafamda oluşan sorular; nerde yaşıyoruz biz? neler yaşıyoruz biz?

neden mi?

ilk açtığımda güzel Ankara'mın haberi vardı. Bugün yağmurlar, dolular yağmış sel götürmüş Ankara'yı. Muhterem belediye başkanımız İ.Melih Gökçek'in muhteşem alt geçitlerinin altı su dolmuş.. insanlar boğulma tehlikesi yaşamış. Spikerimiz de der ki; "başkentte deniz yok ama vatandaş yüzerek karaya çıktı" e tabii yüzmek başkentlinin de hakkı, hayaldi gerçek oldu!

Ve 2nci haber; Adana'da bademcik ameliyatı geçiren küçük bir kızın boğazında gazlı bez unutlduğu 1 hafta sonra fark ediliyor. Tabii buarada kız yemek yiyemiyor, solunumu etkileniyor, vs, vs.. doktora gidiyorlar ve doktor iyileşir iltihap var falan diyip gönderiyor.. en sonunda da gazlı bezi aile fark ediyor!

Ve bir sonraki; çok eşlilik mevzuu.. herkese ne düşündüğünü soruyorlar; bir genç delikanlı da "20 yaşında olduğum için bu bana avantajlı görünüyor olabilir" diyor!!!

Ve son haber; yine muhterem bakanlarımızdan biri İbo'yu ziyarete gitmiş.. eski eşleri, sevgilisi bile gidemiyormuş Bakana kıyak geçilmiş falan filan..
Son haberi de görmemle kanalı değiştirmem bir oldu.. ve diğer kanallarda aynı anda aynı başlık "Ankara'yı sel aldı." hadi baştan bir daha..

gerçekten "nerde yaşıyoruz biz? neler yaşıyoruz biz?" diye düşünmekten kendimi alamadım.. çok rahatsız oldum, onun ötesinde çok da üzüldüm..

ne dinlediysem onu yazıp fazla yorum yapmak istemedim, yorumlar size ait..

hakkımızda hayırlısı..

15 Haziran 2011 Çarşamba

İş Bankasında İşkence

Ağustos ayında bir yurtdışı planım var (minik yeğenimi görmeye gitcem) ve bir çoğunuz bilirsiniz ki vize başvurularında varımızı, yoğumuzu, gelmişimizi, geçmişimizi ortaya döküyoruz, fişleniyoruz, vs, vs.. buna zaten sinir oluyorum ama bugün konum bu değil..Neyse.


Önceki gün İş Bankasına vize başvurumda verebilmek için hesap ekstremi ya da dökümünü ya da hesap hareketlerimi nasıl adlandırmak isterseniz onu almaya gittim.. (Veznedeki hanımefendi bir türlü almam gereken belgenin adını koyamadı da!) bu hanımefendi önce bir süre nasıl bir belge hazırlaması gerektiğini düşündü, ve sonra buna karar verdiğinde benden vereceği belge için sayfa başı 3,15 TL ücret alması gerektiğini belirtti!!! alt tarafı bir A4 kağıt için 3,15TL istemeye utanır insan ya!!! üstelik İş bankasından ben bu belgeleri daha önce ÜCRETSİZ aldım..

Sonrasında bir de şu diyalogları yaşadık;
Ben: diğer bankalarda böyle bir ücret yok, siz niye alıyosunuz? (aslında olanlar var da 3TL olan görmemiştim!)
O: merak etmeyin onlar da başka bir yerden çıkarıyordur parasını (diyip bi de güldü utanmazca!)
Ben: İş bankasından daha önce ücretsiz almıştım bu belgeyi (ki gerçekten aldım 6 ay önce)
O: onlar insiyatif kullanmış. İyisi mi siz kendi şubenize gidip işlem yapın
Ben: Şubem Ankara'da!
O: hmmm, her zaman çalıştığınız şubeyse insiyatif kullanmışlardır
Ben: oraya da ilk defa gitmiştim ve ücret ödememiştim. Neyse 1-2 sayfa bişi neyse parası vericez artık!
O: hmmm, bi dakka, genel müdürlükten onay istedim belge için gün içinde onay gelir, siz de bir ara gelir alırsınız
Ben: tabi tabi boş geziyorum ben çünkü, arada buraya da uğrarım, işim gücüm vaar benim alamam!
O: o zaman siz bu hesabı kapatıp yeni bir hesap açın (çok akıllıca di miii??!?)
Ben: yarın bu belgeyi konsolosluğa vericem!
O: hmmmm, hmmmm...
Ben: geçmiş falan da istemiyorum sadece bana ne kadar param olduğunu gösteren bir belge verin
O: (bir kağıt çıkarıp) bu olur mu?
Ben: aslında olmaz ama olcak artık sizinle!
O: peki genel müdürlükten onay gelince alacak mısınız öbürünü?
Ben: ?!?!?!?!?

İş bankasıyla (özellikle Ataşehir şubesiyle) çalışana Allah kolaylık versin.
Öğle saatinde koştur koştur gidip bir de bu hanımefendiyi çekmek zor oldu benim için..
En kısa sürede İş Bankasıyla ilişiğimi kesmeyi düşünüyorum!
sayfa başı 3,15TL nedir? ayrıca bu pratik zeka nedir?