25 Aralık 2011 Pazar

Garfield bir İdol! :)


Hiç Garfield kanunlarını duymuş muydunuz?
Evet kanunları biraz abartılı (yapımcıları mı yazmış bilmiyorum) ama o bir idol bence! :) sizce?
(Özellikle de pzt sendromuna kapilmisken gözümde iyice yüceleşiyor=P)

Favorilerim net; 10, 9, 8, 4

-----------------------------------------------------------------------------------------
Madde 1 : İnsanlar yorgun doğar dinlenmek için yaşar.

Madde 2 : Çalışmak yorar.

Madde 3 : Gündüz dinlen ki gece rahat edesin.

Madde 4 : Yatağını kendini sevdiğin gibi sev, içinden çıkamayacağın gibi yap.

Madde 5 : Yarın yapabileceğin işi bugün yapma.

Madde 6 : Bugünün işini yarına bırakma, erteleyebileceğin kadar ertele.

Madde 7 : Dinlenen birini görünce otur ona yardım et.

Madde 8 : Oturmak mümkünse ayakta durma, yatmak mümkünse oturma.

Madde 9 : Tembellikten kimse ölmemiş.

Madde 10 : Çalışma isteği duyunca biryere otur isteğin geçmesini bekle
-----------------------------------------------------------------------------------------

Ben kanunlara internette bir paylaşım sitesinde rastladım ama "Garfield" yazıp internette aradığınızda bir çok sitede karşınıza çıkıyor ama gerçekten yapımcıları mı yazmış bunları bulamadım...


23 Aralık 2011 Cuma

8 karede hayat!

Bir çoğunuz bu karikatürü defalarca görmüşsünüzdür büyük ihtimal..
Hem seviyorum hem de böyle içim bi acaip oluyo görünce, çünkü aslında "acı gerçekler" bunlar:)
İşte bir çoğumuzun hayatını 8 karede özetleyen bir karikatür..



Not: kime ait olduğunu da yazmak isterdim (ki çalıntı gibi değil alıntı olsun diye) ama malesef bulamadım.. bana ait olmadığını yazayım da kime aitse de kusurumuz affola..

21 Aralık 2011 Çarşamba

isteyip de yazamamak, yazıp da bitirememek

eveeet yazı yazma aralığım git gide açılıyor! bu sefer de en son yazımın üzerinden 2ay gecmis..

ilk blog yazmaya başladığım zamanlarda sık sık yazıyordum, çok da keyif alıyordum, ama sonra yavaş yavaş koptum, haftada bir, 2 haftada bir derken bir de baktım ki bırakın yazı yazmayı artık takibimdeki blogları bile okumamaya başlamışım..

şimdilerde yazma konusunda 2 ayda 1 de olsa bir istikrarım var:)
ve aslında buralardayım, okuyorum..

Sorunum nedir bilemedim? başlamak için kafamda plan yapıyorum, aklımdakileri not alıyorum, biraz biraz yazmaya başlıyorum, ama bir yazıyı yayınlamam için içime sinmesi gerekiyor ki bu da uzuuun uğraşlar 5.000 defa yaz, sil, önizlemeye geç, vs, vs anlamına geliyor ki bu kadar uzun zaman ayıramadığım için de yazılar bitmek bilmiyor.. :(

Aslında bu durumla ilgili itiraf edemediğim bir gerçek daha var ki bazen o kadar uzun zaman twitterda dalıp gidiyorum ki başka bir şey okumaya, yazmaya ne vaktim ne halim kalıyor:)

Peki bunları niye yazdım? belki dedim sevgili blog yazarları okur da, bu isteyip de yazamayan ya da yazıp da bitiremeyen halime bir öneri getirir, yorum yapalar diye düşündüm..

30 Ekim 2011 Pazar

Snickers Reklamı & Yurtdışı Versiyonları

Snickers'ın harika reklamını muhakkak bir çoğunuz izlemiştir, izlemeyenler hemmen buyursun izlesin=)



Reklam ilk çıktığında dikkatimi çekiyordu ama ne oluyor, ne konuşuluyor hiç dinlememiştim. Muazzez Abacı ve Gönül Yazar'ı oynattıkları aptal bir reklam diye düşünüyordum.. Bi gün bi arkadaşım çok gülüyorum bu reklama dediğinde tekrar seyrettim ve gerçekten çok sevdim, çok başarılı bir reklam! Slogan süper, kurgu çok iyi..

Sonraa bugün biricik sevgilimle televizyon izlerken reklamın kısa versiyonu çıktı ve onun daha önce reklamı izlemediğini öğrenince hemmen youtube... O da tabii ki çok beğendi reklamı ama "kesin bunun yurtdışı versiyonu vardır bizim reklamcılar bu kurguyu beceremez" dedi ve haklı çıktı..


(yanlış anlaşılmasın, reklamcılarımızı yermek değil amacım bence gayet başarılı yerel reklamlar da var ama maalesef bu kurgu & slogan bize ait değilmiş..)

ve işte benzer kurgulu snickers reklamlarından bir kaçı..









29 Ekim 2011 Cumartesi

biraz tebessüm iyi gelir


tamı tamına 2 aylık bir aradan sonra tekrar buralardayım :)
bu üzücü günlerde (her ne kadar "üzücü" kelimesi çok küçük ve yetersiz gelse de..) biraz tebessüm iyi gelir diye düşündüm..

belki bir çok kişi daha önce de izlemiştir bu videoyu, ben dün izledim.. videoyu çeken arkadaşlar iyi gözlemciymiş bence, tiplemelerle konuşmaları nasıl da güzel yakıştırmışlar.. ben çok başarılı buldum, tebessümden öteye geçtim :)




Favorilerim;
1. etiket ile dergi fiyatını karşılaştıran tip
2. iphone 4 soran tip
3. 15tllik usb soran tip



26 Ağustos 2011 Cuma

uyuyamıyorum, kuzucuğa kavuşuyorum:)

eskiden okulun ilk günü öncesinde gece hiç uyuyamazdım, çok heycanlanırdım.. sabaha kadar kim ne yaptı, nasıl değişti, neler olacak, neler bitecek, vs, vs diye düşünürdüm dururdum..

şimdilerde yine geceleri uyuyamıyorum..

pazar geceleri pazartesi sendromu..
haftaiçi iş güç düşünmekten
bazen huzursuz bacak sendromundan (bilmeyenler buraya bakınız..)

amaaa bu gece hala zerre uykumun olmamasının nedeni; yarın akşam ingiltereye minicik yeğenimin yanına uçacak olmam:)

daha önce "bir minik melek" isimli postumda anlattığım kuzucuk =) şimdi 2,5 aylık oldu ve haaala göremedim:(

sürekli onu öptüğümü, mıncıkladığımı, doyasıya kokladığımı hayal ediyorum:)

yarın gece orada olacağım için miniğimi sadece görmekle yetinmek zorunda kalcam ama ertesi gün elimden kurtulamaz, onun canına okucaammm:))

İyi geceler,
sevgiler..

23 Ağustos 2011 Salı

deli miyiz biz?

bazen duruyorum bakıyorum hayatıma diyorum ki; deli miyiz biz bu ne koşturmaca?

önce kendimle başlıyorum; işten eve, evden işe.. bazı günler cozutup, evde de çalışmaca.. bazı günler bir vurdumduymazlık ile gezmece.. ama hep bi acele! ne için belli değil.. hep bi hedef koyma; aman şu gün bitsin, aman şu hafta geçsin, amanın şu ayı da bi atlatsak.. özellikle son bir yılımın nasıl geçtiğine akıl sır erdiremedim.. günleri kovalıyorum ama aylar geçip gidiyor bir anda..

sonra çevreme bakıyorum; çocuğu, genci, yaşlısı hep bi hayat gailesi içinde..

ben küçükken biz çocuktuk.. şimdiki çocuklar varamıyor günlerinin tadına sanki? ben okuldan çıkar, anneanneme gider, tvde şirinler, jetgiller, küçük golcü, şeker kız candy ve dahasını izlerdim.. şimdikilerin ömrü dershanelerde geçiyor malesef.. yaz tatili de bilgisayar başında.. sokakta oynamak mı? aman aman başına bişe gelir falan mazallah...

buarada minicik ufacık bir yeğenim var 2 aylık, onun böyle olmaması için elimden geleni yapcam!

çocuklar bile küçük yaşta strese maruz kalmışken, bizim iş, güç, sorumluluk, maddi ihtiyaçlar, vs derken koşturmacaya girmemiz daha normal sanırım? derken bu "normal" diye tasvir ettiğim hayatın büyük kısmının mutsuzluklarla dolup taştığının farkına varıyorum.. sonra kendi kendime, boş ver yaa su yolunu bulur, koşturup durma diyorum ama nafile.. buna inancım kısa sürede uçup gidiyor, farkına bile varmıyorum..

bir arkadaşım facebook statusüne; "İnsan birisiyle yaşlanmalı, birisi yüzünden değil..." yazmış, düşündüm de beni yaşlandıran sadece "birileri" değil.. bir sürü "şey". belki de çok düşünüp, kendi kendimi yaşlandırıyorum? ama bi yandan da diyorum ki; "hadi ordan kim yaşlıymış, 24lük çıtırım"=)

konuyu uzatmak, dallandırıp budaklandırmak çok mümkün ama malum sabah işe gidip, koşturmacamın kenarından yakalamalıyım yine..

25 Temmuz 2011 Pazartesi

Fırsatçılık :)

Şu aralar çoook ama gerçekten çoook fırsatçı oldum =)

Fırsat sitelerinin gün geçtikçe sayısı artarken, bak şu tesadüfe benim de harcadığım para artıyor=) ama pişman değilim!=) çünkü yeni yeni aktivitelere gitme imkanı oluyor.. (tabi her gün gittiğiniz cafeden yemek satın almadıysanız=))

Evet kabul ediyorum hepsi başarılı olmuyor, bazen ilgili müessese ne yazık ki normal yollarla gelen müşterilerden farklı muamele yapabiliyor size..
ama bazıları da özellikle fiyat-kalite karşılaştırması yapınca tadından yenmiyor.. özellikle şu aralar bütün konserler 2 gün öncesinde bir fırsat sitesinde yarı fiyatına çıkıyor, buna Elton John, Bon Jovi, gibi gibileri de dahil! Aldığım fırsatlardan iyisiyle kötüsüyle bir kaç tanesini paylaşayım istedim.

Son haftalarda yakaladığım en güzel fırsatlardan biri Chef İstanbul'daki Makaron kursu..
Gerçekten çok keyifli bir akşamdı, ve hiç de "fırsat yakaladınız geldiniz, yeterince ilgiyi hak etmiyorsunuz" gibi bir muamele görmedik.. hem de kolumuzda bir altın bilezik oldu=P makaronların tanesinin 3 TLye satıldığı şu memlekette bir akşamda (2 kişi) 30 makaron yaparak, kursun ücretini çıkardık zaten=)
Makaron yapma olayına gelirsek; gerçekten çok zor bir olay.. hakikaten püf noktaları olan ve tek kişi yapılamayacak kadar da meşakkatli bir olay..
isteyen olursa tarif verebilirim..



Vee bir diğer yakaladığım fırsat, MFÖ konseri..
cemil topuzluda yarı fiyatına, hafif yandan da olsa ön sıralardan konser izlemek son derece keyifliydi!
Zaten MFÖ performanslarına diyecek laf yok, her zaman muhteşem!
Kırmızı, yeşil, mavi pantalonlarıyla da ayrı bir tatlıydılar=)
telefonla çekince fotoğrafı, ancak bu kadar oluyor..

Vee bir diğeri bir öğle tatilimize tat katan 10TLlik dondurma 5TL kampanyasıyla Ben & Jerry's fırsatı!
dondurmaları normalde (bence) pahalı ama farklı çeşitleriyle cidden lezzetli! Normalde bir kap dondurmaya 10 TL vermek değmese de 5 TL verince tadından yenmedi=)

Ve sonuncusu yine yarı fiyatına Kilyos Solar Beachte güzel bir gün..
Bu yazın dayanılmaz sıcağında güzel bir alternatif oldu bizim için.. (bu sene yıllık iznimin de olmadığını düşünürsek fazlasıyla iyi bir alternatif=)) ama açık konuşmak gerekirse, normalde para verip de gideceğim bir yer pek değil.. hem kalabalık, hem de pek temiz olduğu söylenemez.. Bi de denizde ufak ufak ısıran siyah böcekler vardı.. ama yine de değişiklik için güzel bir gündü=)

Evime çok yakın olan sinemada tanesi 6TLden harcağım 8 sinema biletini de son olarak yazmadan edemedim=) ağustos ayı için de 4 biletim mevcut.. tabii ki tek başıma harcamadım, paylaşımcı bi insanım=)

Bi de buaralar çok dinlediğim, sevdiğim bir parçayı paylaşayım; Model'den "Değmesin Ellerimiz"
ve yazımı noktalarım..

5 Temmuz 2011 Salı

yazdıklarım, yazacaklarımın...

Tamı tamına 2 haftadır hiç bir şey yazamadım ve bu beni mutsuz etti!


İnsan paylaşmaya alışınca hep yazmak istiyo! evet biliyorum başladığımdan beri sık yazan biri olamadım ama yaşadığım, etkilendiğim, mutlu olduğum, üzüldüğüm şeyleri hep paylaşmak istiyorum, aklımda neler yazacağımı tasarlıyorum ve hatta bir kaç cümle bir yerlere not alıyorum ve yazamayınca mutsuz oluyorumm:(

Bu yazı bir başlangıç olsun, devamının geleceğinin sinyallerini versin:)
ama bu sefer de fazla yazamayacağım çünkü günlerin yorgunluğunu üzerimden atamadım, hala uykuya ihtiyacım var:( ve birazdan da yazımı noktalayıp yatmayı amaçlıyorum..

Gelelim geçtiğimiz hafta fark ettiğim benim için önemli bir detaya..
Yılın ilk yarısının bitimine gelmemiz suretiyle işler güçler de bir hayli yoğunlaştı, gerginleşti, stressle dolup taştı.. ve ben geçen hafta bu dönemi depresyonik takılarak geçirmek yerine, çok doğru bir karar verdim ve çoook sosyal bir hafta geçirmek için çaba gösterdim.. çünkü fark ettim ki kafamı dağıtmadığım sürece sürekli iş düşünmeye, durduğum yerde kendimi germeye, strese sokmaya hatta rüyalarımda bile iş görmeye başlıyorum.. İş yoğunluğunda bir çok zaman yaptığım gibi işten çıkıp, erken ya da geç, eve gelip, pineklemek pek de iyi bir fikir değilmiş, aksini tecrübe edince yararını gördüm.. ve evet depresyonik olmaktan kaçmanın yolu gerçekten sosyalleşmekmiş..

Ve başardım, geçen hafta her gün bir yerlerdeydim ki işin stresini ancak bu şekilde atabildiğimi fark ettim.. sonuç olarak anlatacak çoook şeyim var:)
yazdıklarım yazacaklarımın teminatıdır diyerek bu yazımı da noktalıyorum:)

Hemen noktalamayalım, bir de bu aralar çok sevdiğim şarkıyı paylaşayımm, gecemize renk gelsin;)